Uzak Görüş

Basın Odası

ENERJİ FİYATLARI ARTAR TURK SANAYİCİSİ AĞLAR


Küresel pazarlarda kendisine yer arayan sanayicinin karşısına çıkan yüksek enerji faturasına karşı mücadelede öncelikle fabrikasındaki ekipmanların verimliliğini gözden geçirmesi gerekiyor.

Yazar:Yavuz TORTUM
Yayın:infomag, temmuz 2008
Enerjiyi verimli kullanmak oldukça önemli. Tüketilen enerjinin büyük bölümü ise sanayide gerçekleşiyor. Gece gündüz demeden günde 24 saat çalışan makinalar ülkenin ürettiği enerjiye katma değer sağlamaya çalışıyor, fakat küresel rekabette bu katma değerin büyük olduğu söylenemez. Bu durumun en önemli sebeplerinden bir tanesi olan enerji maliyetleri Türkiye’deki işletmeci için rekabeti zorlaştıran etkenler arasında sektörüne bağlı olarak ilk sıralarda yer alıyor. Bu maliyeti aşağıya çekmek ise verimlilikten geçiyor. Verimliliğin ise birçok yolu var ve bunların genelinde enerji yönetimi geliyor. Bu konuda Enerji Bakanlığı geçtiğimiz haftalarda verimli cihazların teşvik edileceğini, hatta verimsiz cihazların ithalatının zorlaştırılacağını açıkladı. Bu durum, zamanla sanayicinin faturasını düşürecektir. Ayrıca birçok sektörün ürünlerinde yapacağı yeniliklerin bu alana kayacağı söylenebilir.

SANAYİ İÇİN ÖNEMLİ
Enerji Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’deki sanayinin tükettiği enerji 76 bin GWh seviyesinde iken sanayinin tükettiği elektrik enerjisinin toplam elektrik enerjisine olan oranı ise yüzde 50 civarında. Birçok sanayici için önemli girdilerden olan enerjinin kullanımının azaltılması toplam maliyeti düşürmesinde önemli rol oynayacaktır. Özellikle enerjinin yoğun kullanıldığı sektörleri etkileyecek olan enerji verimliliği aslında hemen her işletmeyi oldukça yakından ilgilendiriyor. Sanayide kullanılan elektrik enerjisinin yaklaşık yüzde 60-70’lik kısmının elektrik motorlarında kullanılıyor olması ve bu oranın sektörüne bağlı olarak yüzde 90’lara çıkması, endüstriyel motorların önemini artırıyor.
Gıdadan tekstile, kimyadan otomotive birçok işletmeyi yakından ilgilendiren enerji verimliliği konusunda her sektörde, her işletmede kullanılan endüstriyel motorların büyük bir bölümünün verimliliği yüksek değil. Tükettiği elektrik enerjisi, üretim kapasitesi ve yıllık ciro kriterlerine göre Türkiye’de ilk 2000’e giren firmaların büyük bir bölümünün 10 yaş ve üzerinde olduğu düşünüldüğünde firmaların büyük bir bölümünde verimsiz motor kullanıldığı söylenebilir. Çünkü bu fabrikaların kurulduğu dönem dikkate alındığında kullanılan elektrik motorlarının büyük bir bölümünün düşük verimle çalıştığı söylenebilir. Düşük verimle çalışmanın faturası ise oldukça ağır. Enerji Bakanlığı’nın endüstriyel motorların verimliliği üzerine hazırladığı ‘Doğru Seçim: Yüksek Verimli Motorlar’ raporuna göre ortalama 5 bin YTL’ye satılan bir motorun ömrü boyunca tükettiği enerjinin maliyeti 500 bin YTL civarında ve fabrika yöneticilerinin büyük bir çoğunluğu bu durumun farkında değil. Rapora göre sanayici motor alırken, verimli motorların ilk yatırım maliyetindeki yüzde 10-25’lik fazlalık yüzünden verimsiz motorları tercih ederek işletme süresi boyunca yüksek enerji tüketiyor. Ayrıca motorların büyük bir kısmı çalıştıracakları aletler ile birlikte paketlenmekte ve müşteriler yeni aldıkları bir üründe nasıl bir motor kullanıldığını sorgulamamakta. Bu durum işletme maliyetlerini yükseltirken, Türkiye’deki sanayicinin rekabet şansını azaltıyor.

Sanayi Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’deki işletmelerin yüzde 98’i Küçük ve Orta Ölçekli İşletme (KOBİ) ve bu işletmelerde kullanılan motorların arızalanması durumunda yapılan bakım çalışması zaten verimi düşük olan motorların verimlerini daha da düşürüyor. Hâlbuki verimli motorlar için gereken ek yatırım maliyeti motorun gücüne bağlı olarak yüzde 10-15 civarında. Enerji verimliliği, otomasyon ve enerji yönetimi konusunda hizmet veren Optimal A.Ş. Yöneticisi ve Enerji Verimliliği Danışmanı Bülent Yılmaz, ‘Bu maliyet farkı motorun yıllık çalışma süresine bağlı olarak 12-18 ay gibi bir sürede amorti edilebilmektedir’ diyor ve ekliyor: ‘Türkiye’deki işletmelerin büyük bölümünde yapmış olduğumuz ziyaret, inceleme ve etüd çalışmalarından elde ettiğimiz sonuçlara göre, fabrikalarımızda çalışan motorların verimlilik ortalamalarının yüzde 85-87’ler düzeyinde olduğunu söyleyebiliriz. Enerji Verimliliği çalışması uygulanan işletmelerde, motor gücüne ve yıllık çalışma sürelerine bağlı olarak motorda tüketilen elektrik enerjisinden yüzde 5-10 kazanç sağlanabilir.’

VERİMLİ MOTOR, DÜŞÜK FATURA
Enerjiyi etkin kullanmak rekabet için gerekli parametrelerden birisi olsa da aynı zamanda yavaş yavaş zorunluluk haline geliyor. Enerji Bakanlığı’nın hazırladığı rapora göre, ortalama yüzde 75 yük faktörü ile yılda 6 bin saat çalışan 20 hp’lik bir motorun yüzde 88,3 verimli standart olanı yerine verimi yüzde 93 olan yüksek verimli olanının seçilmesi, elektrik enerjisinden yılda 4 bin 102 kWh tasarruf sağlayabilir. Türkiye’de her kWh elektrik üretiminde ortalama 0,60 kg karbondioksit salındığı düşünüldüğünde, yüksek verimli motor yılda yaklaşık 2,5 ton sera gazının atmosfere girmesini salınmasını önleyecek. Türkiye’nin geçtiğimiz haftalarda sera gazı salınımları konusunda yaptırımlar ve teşvikler içeren Kyoto Protokolü’ne taraf olma kararı aldığı düşünüldüğünde, işletmelerin enerjiyi verimli kullanmalarının ilerleyen süreçte zorunluluk haline geleceği söylenebilir. Enerji tasarrufu ve çevre katkısına ek olarak yüksek verimli motorlar daha yüksek güvenilirlikleri (ve dolayısıyla daha az arızalanıp üretim kaybına daha az sebep olmaları) ve daha düşük bakım masrafları ile de işletme maliyetlerini düşürürler. ‘Verimli motorların ilk yatırım maliyetleri farkı motorun gücüne bağlı olarak yüzde 10-15 arasında oluyor’ diyor Bülent Yılmaz ve ekliyor: ‘Bu maliyet farklı motorun çalışma süresine bağlı olarak 12-18 ay gibi bir sürede amorti edilebiliyor.’ Arıca motorun ömrü boyunca yatırım masrafının toplamın sadece yüzde 3’ü olması amortisman süresini kısaltan önemli bir faktör.

Enerjiyi etkin kullanmanın tek yolu mekanik verimden geçmiyor. Cihaz kontrolü ile de önemli verimlilikler sağlanabiliyor. Örnek olarak bir motorun ilk hareketi sırasında kullandığı yüksek enerjiyi kontrolcü elemanlarla aşağıya çekmek mümkün. Enerji Bakanlığı’nın hazırladığı rapora göre kontrol sistemleri kullanarak yüzde 50’ye varan tasarruflar sağlanabilir. Bunun için de motora ek bir cihaz, dolayısıyla ek maliyet gelse de bu cihazlar kendisini 1-2 yıl gibi bir sürede amorti ediyor. Zaten enerji verimliliği çalışmalarının önemli bir kısmını enerji yönetimi oluşturuyor. Bazı analizlere göre motor sistemlerinde enerji tasarruf potansiyelinin sadece yüzde 10 kadarlık kısmı verim artışıyla sağlanabilirken geriye kalan yüzde 90’lık kısım ancak motorların kontrol sistemleri ile yönetilmesiyle gerçekleştirilebilir.



Bu konuda Siemens A.Ş.’nin İnfomag’a yaptığı açıklamaya göre, dünya genelinde hali hazırda kullanılan yaklaşık 20 milyon adet elektrik motoru var ve sanayide kullanılan elektrik enerjisinin yüzde 70’ini harcıyor. Sektöre göre ve sistem optimizasyonu yapılmış tesislerde iş makinalarına uygun olarak projelendirilmiş enerji tasarruflu (EFF1- Yüksek Verimli) motorları kullanılarak yüzde 10 ile 50 oranında enerji tasarrufu sağlanabiliyor. Ayrıca enerji tasarrufunun yüzde 10 kadarı verim artışı ile sağlanırken geri kalan yüzde 90’ı kontrol sistemleri ile sağlanıyor.

OTOMASYON ÇÖZÜM MÜ?
Enerjiyi verimli kullanmak büyük önem taşısa da bunun için yapılması gereken yatırım maliyeti, zorluklar içerisinde rekabet etmeye çalışan KOBİ’ler için önemli sorunların başında geliyor. Büyümesi yavaşlayan ekonominin etkilerini sırtında hisseden KOBİ’ler için otomasyon yatırımı ise başlarda biraz ürkütücü olabiliyor. Fakat otomasyonun faydaları arasında enerji verimliliğinin yanı sıra artan kalite ve katma değerin de olduğu düşünüldüğün de işletmelerin önemli faydalar sağlayacağı söylenebilir. Bülent Yılmaz, ‘Üretim tesisleri, enerji izleme sistemleri ile desteklenmiş otomasyon ve kontrol sistemi ile yönetilmesi durumunda, üretimdeki değişimler ile kurulu üretim kapasitesi ve proses değişkenleri arasındaki ilişkiler hızlı ve doğru kurularak yüksek oranlarda ve sürdürülebilir üretim standardı, ürün kalitesi ve enerji verimliliği sağlayabilir.’ diyor.

Otomasyonun beraberinde gelen standart ürün üretebilme kabiliyeti artan kalite, performans, verimlilik, üretim kapasitesi anlamına geliyor. Artan bu değişkenler ise maliyetleri aşağıya inmesini sağlıyor. Ayrıca gıda ve ilaç gibi insan sağlığını doğrudan ilgilendiren ürünlerde otomasyonun önemi daha da artıyor. Ayrıca bazı sektörlerde standartlar gereği otomasyon neredeyse zorunlu hale getirilmiş durumda.

Bütün bu bilgiler ışığında şirketlerin sürdürülebilirliklerini devam ettirebilmesi için enerjiyi verimli kullanması gerekiyor. Bunu zorunlu kılan unsurların başında ise petrol ile birlikte artan enerji fiyatları ve giderek daha zorunlu hale gelen çevreye karşı sorumluluk geliyor. Küresel ısınma etkisi ile birlikte çevre konusundaki yaptırımlar da artıyor. Bu durum işletmelerin ceza görmesine ve hatta kapatılmasına sebep olabilir. Aynı zamanda 1 Temmuz’dan itibaren petrol fiyatlarındaki artışı anlık olarak elektrik faturasında görecek olan sanayici için bu durum rekabet edebilmek için olmazsa olmazlar arasında olacağı söylenebilir. Enerjiyi verimli kullanmanın Türkiye’ye katkıları ise cari açığın azalması yönünde olacaktır. Sanayi Bakanlığı’nın verilerine göre sanayisinin yüzde 98’i KOBİ olan Türkiye için bu durum daha önem kazanıyor zira KOBİ’leri rekabette en çok olumsuz etkileyen faktörlerin başında yüksek maliyet geliyor. Enerji Bakanlığı’nın tahminlerine göre yapılabilecek tasarruf potansiyeli yüksek, fakat ilk adım yüzde 15’i sağlamak.

 

ENERJİ FİYATLARI ARTAR TÜRK SANAYİCİSİ AĞLAR
infomagKüresel pazarlarda kendisine yer arayan sanayicinin karşısına çıkan yüksek enerji faturasına karşı mücadelede öncelikle fabrikasındaki ekipmanların verimliliğini gözden geçirmesi gerekiyor.
Devamını Oku

E-BÜLTEN ÜYELİĞİ







iso9001
ÇEKÜL